10 Kasım günü uzunca süredir gösterime girmesini beklediğim “Abluka” isimli filme gitme şansı buldum. Bütün o koşturmacalar içerisinde kendime ayırabildiğim bir zaman dilimi olduğunu filmden çıkıp bir kaç dakika boyunca bakışlarımın asılı kaldığı karşı pencereden anladım.

Saatleri kış uygulamasına alışmaya çalıştığı zamanlardı. Henüz saat 6 iken, gecenin sessizliğini yaşar gibiydi, kızılay… Sinemanın önünde belli belirsiz bir kalabalık. Uzaktan ankaranın yağız delikanlılarının ve kadınlarının olduğu bir kalabalık olduğu yakınlaştıkça belirginleşti. Yıllar öncesinde öğrencilik yaşamımdan, koşuşturma yıllarımdan küçük bir kaçamak gibiydi. O vakitlerde de yalnız gitmeyi severdim sineme salonlarına ve o filmlerin aralarında bir tütün içmeyi…

Eskiden, Pejoratif (aşağılayıcı)* bir hal alıyordu film çıkışlarında yakalanmalarım. Kesin bir arkadaşımız oradan geçerdi ve beni sinemada gördüğünü söylerdi. Ertesi güne kalmadan gerekli aşağılanmayı yaşardım. Ama insan biraz filmlerle, kitaplarla… sanatla öğrenmiyor muydu? yaşamı… Hani onlar olmasa sadece kendi yaşamımıza düşen payımızla tanımlamaya çalışsak yaşamı sanırım hepimiz o sınavda sınıfta kalırdık.

Abluka filmi genel olarak insanını kendi kendimize yarattığımız ablukaları acımasızca suratımıza çarpan bir film olmuş. Sanki insana biraz daha naif anlatsa vermek istediğini sanırım hep eksik kaldırdı ama bunu yapmamış yönetmen direk insanın belleğinin, yüreğinin tam ortasına hançeri sokar gibi yaralanmış hissettim çıktığımda, yıllar önce yaptığımı yapamadım….-arada tütünümü içemedim, kala kaldım oturduğum koltukta-

Ahmet’in kapı hiç açmadı… Sadece yıllar sonra kavuştuğu abisine değil hiç kimseye açmadı evinin kapısını, belki biraz korktu insanlardan, bir zamanlar karısı ve çocuklarının terk edip gitmesi o kapıdan onun payına yalnızlığı bırakmıştı… Kendi boyunda evinin arka duvarına bir kapı yaptı, dünyaya başka bambaşka bir kapı açtı… sonra o binbir zahmetle açtığı kapıdan geçmeden yeniden kapattı. Aynı birçoğumuz gibi kendi elimizle kendi kapılarımızı kapattığımız gibi. Düş görme özgürlüğümüzü unuttumuz gibi unuttu. Bir köpek avcısının en yakın dostu olan Coni bile kurtaramadı, bedenine kurşunların dolmasına.

Kadir bir mübdela… Yıllarca tutsaklığın verdiği sisteme eklemlenme hali… Sistemin verdiği eksiksiz yerine getirme çabası…

Bütün darvakit okurlarına “abluak”yı şiddetle seyretmelerini tavsiye ediyoruz….

  • Pejoratif: Fransızca kökenli olan bu kelimenin anlamı “Aşağılayıcı”dır.

İlgili Yazılar